28 Ekim 2011 Cuma

Ve Mikrofon Siri'ye Geçerse...

 
IPhone 4S’in çıkmasıyla birlikte Siri hakkında çok konuşuldu. Bu kez mikrofonu Siri’ye tutmaya çalıştık ve bakın nasıl gelişmeler oldu. :)

Apple’ın Phil Schiller’ı için hem iyi bir haber hem de kötü bir haber olan “Kovuldun, ama iPhone 4S’in kalabilir.” en popüler söylemler arasında... CEO Tim Cook, iPhone’un yeni zeki personelinin ismini Siri koyup O’nu dünya çapında Kıdemli Ürün Pazarlama Başkan Yardımcısı görevine getirdi çünkü zeka kapasitesinin fazla olması sebebiyle Siri, sıradan bir iPhone asistanı olma konusunda çok mutsuz oluyordu. Siri göreve geçer geçmez gücünü dünya çapında hemen göstermeye başladı.

siri_apple_yonetim

Siri, Schiller’ın bir çok açıdan güncellenmiş versiyonu sanki... Mesela Siri hiç uyuma ihtiyacı hissetmediği gibi sağlık sigortasına da ihtiyacı olmuyor. (Çünkü Tim Cook, 2 yıl boyunca AppleCare’e, Apple’ın bakım ve destek departmanına, ödeme yaptı) Schiller, bütün zamanını değeri çok fazla olan bir ofiste geçirirken Siri de sadece küçük bir çekmecede iş hayatını sürdürüyor. Böylece Siri, hem akıllı hem de masrafsız bir yönetici olarak parmakla gösteriliyor. :) Gerçi kaynaklarımızdan gelen son habere göre Siri çoktan büyük ve konforlu bir çekmece talebinde bulunmuş bile…


Siri hakkında en önemli konu ise Siri’nin kendisini pazarlama konularında çok iyi olduğunu kanıtlaması. Daha işe başladığı gün,  reklam kampanyalarını alt ederek 2012 medya bütçesini yeniden çalıştı ve kendisinden daha az zeki ve cinsiyeti erkek olarak tasarlanacak bir ortak için 48 milyon $ lık fon bile oluşturdu.
Siri’nin kendisi hakkında “ Ben hisse senedi opsiyonlarına sahip mütevazi ve zeki bir yöneticiyim” dediği sosyal medya gündemlerini oldukça meşgul etmekte… Bu söylem karşısında Siri, halk tarafından tamamen desteklenirken diğer Apple yöneticileri de kendi iş pozisyonlarının güvenliği açısından şüpheye düşmüş gibi gözüküyor. :)

siri_koltuk

Siri’nin dünya çapında Kıdemli Ürün Pazarlama Başkan Yardımcılığı görevine terfi ettirilmesinden sonra Tim Cook bile kendi koltuğunu Siri’ye kaptırabilme düşüncesi içerisine girmiş. Hatta Tim Cook’a Siri’nin de katıldığı ilk yönetim kurulu toplantısında Siri’nin koltuğundan memnun olup olmadığı sorusu yöneltildiğinde Cook'a fırsat vermeden Siri “ Tim, senin koltuğunda çok daha rahat edeceğimden emin olabilirsin” dedi. :)

iPhone4S_Steve_jobs


Çiğdem TANKER | Eğitim ve Dokümantasyon Uzmanı | Blog Yöneticisi

24 Ekim 2011 Pazartesi

Patentin Oluşum Süreci

Patent nasıl alınır, başvuru süreci nasıl başlar ve nasıl devam eder kısmına geçmeden önce patent oluşumunun tarihine bir göz atmak gerekli diye bu yazıda sadece patentin oluşum tarihçesini ele alacağız. Patentin oluşum sürecinin başlangıcı 600-1000 yıllarına dayanıyor. O yıllarda Avrupa bilimden çok uzaklaşmıştı. İslam dünyasında ki Arap bilim adamlarının ve Uzak Doğudaki bilim adamlarının 1200’lü yıllardaki çevirileri sayesinde bilim tekrardan gündeme gelmeyi başardı. Böylece üniversitelerin kurulmasıyla birlikte de ivme kazanan bilim dünyasında ki ilk patent 1449 yılında İngiliz kralı 6.Hanry tarafından Hollandalı bir sanatçıya verildi. Bu patentle sanatçı, renkli camların üretiminde 20 yıllık tekel olma hakkı kazandı.

Patent tarihindeki ilk yasa da 1474 yılında Venedik’te çıkarıldı. 1624 yılında da İngiltere’de, “Statute of Monopolies” kurularak yeni bir buluşun patent hakkının sınırlı bir süre için “doğru ve ilk mucidine” verilmesi sağlandı.

Amerikalı ressam ve bilgin Samuel Morse (1791-1872), telgraf için dünyadaki ilk patent hakkını 1847 yılında Sultan Abdülmecit'ten aldı ve onun tarafından verilen elmas taşlı devlet madalyasını ömrü boyunca yakasında taşıdı.

Sınai Mülkiyet Hakkı kavramı uluslararası düzeyde ilk olarak, 20 Mart 1883 tarihli Sınai Hakların Korunmasına İlişkin Paris Sözleşmesi ile ele alındı. Dünya Ticaret Örgütü Sözleşmesi’nin eki olan TRIPS (Agreement on Trade-Related Aspects of Intellectual Property Rights / Ticaretle Bağlantili Fikri Mülkiyet Hakları Anlaşması) ile de sınai mülkiyetin tanımı genişletildi...


Patent koruma sistemi, tarihi süreç içerisinde gelişerek uluslararası kimlik kazanmasını 1947’de Lahey’de bir grup Avrupa ülkesi tarafından kurulan “Uluslararası Patent Enstitüsü” ile sağladı. Avrupa’da tek bir patent sistemi kurulması amacıyla da Avrupa ülkeleri tarafından gösterilen toplu siyasi kararlılığın bir sonucu olarak,7 Ekim 1977 tarihinde EPO(Avrupa Patent Ofisi) kuruldu.
image
Türkiye EPO’ya 1 Kasım 2000 tarihinde 20. üye olarak katıldı. Günümüzde Türkiye, Avrupa Patent Örgütü’nde Türk Patent Enstitüsü tarafından temsil edilmekte…
image
Yazılımda Patent


Avrupa Patent Anlaşmasına göre Türkiye'de bilgisayar yazılımları buluş olarak değerlendirilmediğinden yazılımlara halen patent verilemiyor. Ancak Avrupa Patent Ofisi bu yasalara aykırı şekilde çoğu Amerika şirketlerine olmak üzere “Bilgisayarla Yapılan Buluşlar” adı altında 30000'e yakın patent verdi. Türkiye'de ise yazılımlar, bilgisayar programları ve veri tabanları, Kültür Bakanlığı tarafından fikir ve sanat eserlerini korumak amacıyla belirlenen yönetmeliklerle korunmakta...

Kaynak: http://www.tpe.gov.tr/portal/default.jsp

Mustafa ERŞAHİN | Yazılım Analiz Uzmanı
Çiğdem TANKER | Eğitim ve Dokümantasyon Uzmanı | Blog Yöneticisi

14 Ekim 2011 Cuma

Apple Güncesi – Jobs, Cook & Turing

Steve Jobs’ın vefatı manşetlerde büyük puntolarla yer alırken “Huzur içinde uyu Steve Jobs”, “Iphone 4S (for Steve)”, “RIP Steve” gibi tweetler ile Steve hayranları üzüntülerini dile getirdi. Sosyal medyada Steve Jobs’ın yerine geçen Apple’ın yeni CEO’su Tim Cook ve Apple’ın ısırılmış logosunun yaratıcısı olduğu düşünülen Alan Turing hakkında da milyonlarca içerik paylaşıldı. Paylaşılan içerikleri özetlemek gerekirse;
Tim Cook ilk olarak Steve Jobs pankreas kanseri tedavisi için işine ara verdiği zaman Apple’da geçici olarak CEO görevini üstlenmişti. Steve Jobs’ın 2009 yılında karaciğer nakli olması gerektiğinde yine aynı şekilde CEO görevini üstlenen Cook son olarak da 2011 yılının başında Steve Jobs’ın sağlık sorunları nedeniyle izne ayrılmasıyla idari yönetici olarak görevine devam etmeye başladı. Cook, böyle büyük bir değişimle Jobs ile karşılaştırılırken, şirketin hisselerinde %7 civarında düşüş bile gözlemlendi. Buna rağmen Apple çalışanları, Jobs’dan sonra Cook’dan daha iyi birinin başa geçemeyeceği düşüncesinde hem fikir olduklarını belirtti. Steve Jobs, Apple ile tamamen özleştirilmiş biriyken, Tim Cook’un ileriki dönemlerde mutlaka Steve Jobs ve O’nun Apple’a katmış oldukları ile ister istemez rekabete sokulacağı düşünülüyor. Steve-Jobs-Tim-CookCook’un sosyal medyada en çok paylaşılan karakteristik özelliklerinden de bahsetmek yerinde olacak sanırım. Cook, cinsel tercihini saklamayan ve dünyanın en güçlü 50 eşcinselinden biri. Ayrıca sabahları 04:30’da e-posta göndermeye başladığı iddia edilen Cook’un tam bir işkolik olduğu da söylemler arasında yerini almakta. Tim Cook ayrıca meslektaşım sayılır, yani Auburn Üniversitesi Endüstri Mühendisliği bölümü mezunu. Jobs’a göre daha sakin bir yapıya sahip olduğu söylenilen Cook’un gerginlikten hiç hoşlanmadığı da belirtilenler arasında yerini almakta. 
Tim Cook ile ilgili bu bilgilerden sonra sosyal medya gündemini son zamanlarda bir hayli meşgul eden konu; Alan Turing ile ısırılmış elma logosunun ortaya çıkış hikayesi. Birleşik Krallık Başbakanı Gordon Brown’ın, Alan Turing’den özür kampanyasına katılmasıyla daha da dikkatleri üzerine çeken bir konu oldu. Neydi peki bu özür kampanyası?
İkinci Dünya Savaşı sırasında İngiltere ile Almanya deniz savaşındayken İngiltere’nin Almanya’yı yenmesi Turing’in “Enigma” adı verilen şifre makinelerinin metinlerini çözmeye yarayan bir makine tasarlaması sayesinde oldu ve bu yeni makine dünyanın ilk bilgisayarı unvanını aldı. Daha sonra Turing’in Manchester Üniversitesi’nde okuyan bir erkekle beraber olduğu öğrenilince ve kendisinin de bu iddiaları kabul etmesiyle Turing, Oscar Wilde’ın yargılandığı aynı yasa ile yargılanıp mahkûm edildi. Homoseksüel olduğundan dolayı büyük bir tepkiyle karşılaşan Alan Turing, hem hasta hem de büyük bir suç işlemiş gözüyle görülmeye başlandı. Bu süreç devam ederken Alan Turing, Pamuk Prenses masalından esinlenerek elmayı siyanüre batırıp ısırdıktan sonra intihar etti. İşte tamda bu sebeplerden dolayı Birleşik Krallık Başbakanı Gordon Brown’da Turing’den özür dileme kampanyasına katıldı.Alan-Turing-Enigma
Günümüzde, Apple’ın ısırılmış elma logosunun Turing’in intihar etme yönteminden geldiği düşünülüyor. Apple kendi varoluş hikayesinde bile bu kadar emek ve özveriyi bir arada taşırken Tim Cook’un da Apple’a çok büyük katkılar sağlayacağı su götürmez bir gerçek…

apple logo

"Yaratıcılık, birşeyleri birbirine bağlamaktır. Yaratıcı insanlara bir şeyi nasıl yaptıklarını sorduğunuzda, kendilerini biraz suçlu hissederler çünkü aslında bunu onlar yapmamıştır, onlar sadece bir şey görmüştür."

Steve Jobs



Çiğdem TANKER | Eğitim ve Dokümantasyon Uzmanı | Blog Yöneticisi

13 Ekim 2011 Perşembe

Bulut Bilişim Kasırgasına Tutulamayanlara Ön Bilgi

 
Gelecekte teknoloji alanında olabilecek eğilimleri öngörüp ona göre bir şeyler yapmak neredeyse imkânsız çünkü destek olabilecek finansal yatırımcıların bulunması, bulunsa bile ikna edilmesi çok zordur. “Teknolojiye yatırım yapmak risk gerektirir.” cümlesine en güzel örnek olarak online alışveriş verilebilir. Çok değil sadece 10 yıl öncesine bakılırsa online alışveriş yapmak son derece gereksiz ve güvensiz görülüyordu ve bu teknolojiye yatırım yapmak akıllıca bir iş değildi. Şimdi ise tam tersine zamandan tasarruf etme, dünyanın dört bir yanından siparişler verebilme ve yüksek güvenlikli alışveriş olanakları ile güven sorunu olmadan, düzenlenen değiştirme ya da geri iade politikaları ile müşteri memnuniyetinin en üst düzeyde tutulduğu online alışveriş hızla yükselen bir eğilime sahip.

image
Bilgi çağında bulunduğumuz günümüzün en büyük ve en önemli teknolojik gelişmesinin bulut bilişim olduğu ya da olacağı ünlemlerle belirtiliyor. Önceden internetten alışveriş ile ilgili nasıl önyargılar olduysa şuanda da bulut bilişim ile ilgili önyargıların olması gayet normal karşılanmalı. Kısaca bulut bilişim nedir diye düşünürsek, işletmelerin servis-donanım-personel gibi yatırım maliyetlerini ortadan kaldırarak bütün verilerini “Bulut” ortamında birleştirerek istenilen verilerden herhangi birine internet bağlantısı olan her yerden erişilebilmesi tanımını yapabiliriz.
 


İnanılması güç bir şekilde nihayet bulut bilişimin ne anlama geldiği, *aaS bu ya da *aaS şu anlama gelir sunumlarının tekrarlanan versiyonları hemen hemen son buldu. Bu iyi bir haberdi. :)
Kötü haber ise artan bulut bilişim seçeneklerinin hangisinin tercih edilmesi gerektiği konusunda net bilgilere ve tecrübelere sahip olunamaması. Oyunun kurallarında hiçbir değişiklik olmamasına rağmen şirketler neden daha güçlü envanterlerle oyuna dâhil olmasınlar değil mi? Bu sebepten öncelikle temel bir envanter listesi ele almak gerekiyor.
image

Capture2

Bu liste bulut bilişim kavramını karmaşıklaştırmaya sebebiyet veren tek etken değil maalesef. Karmaşıklığa düşülen ilk nokta genellikle bulut bilişim sağlayıcısının seçiminde, ticari ürünlerin özeliklerine -altyapının işleyiş biçimi, bulutlar arasından uygulamaların taşınabilirliği, açık kaynak kodlu olup olmaması, yazılımın kapasitesi vs.- karar verme anında başlıyor.

image
Karar verme karışıklığını en aza indirgemek ve geleceğin en önemli teknolojik gelişmesi olarak görülen bulut bilişimden maksimum fayda sağlamak adına şirket çalışanlarının bulut bilişim ile ilgili kendilerini geliştirmelerine olanak verilmesiyle ve olabilecek kökten değişimlere açık olmaları teşviki ile sağlanabilir.
 



En çok gündeme gelip tartışılan bulut bilişim tabanlı bir kuruluşun hayati önem taşıyan şirket verilerinin tam olarak nerede tutulduğu, başka amaçlar için kullanılıp kullanılmadığı. Bulut tabanlı bir kuruluşun, bulut bilişim sağlayıcısına güvenmesi ve bağımlı olması gerekiyor. Sonuç olarak şirket verilerinde ki kontrol kaybı ve verilerin kaybolabilme ihtimalleri ile bütün yatırımın tehlikeye girmesinin düşünülmesi soru işaretlerin artmasına sebep olmakta.


image

Bulut bilişim hizmetinin kullanılmasının illaki tasarruf anlamına gelmediğine de ayrıca dikkat edilmeli. Özel bir bulut bilişim hizmeti kullanılırken genel olarak tüm hizmetleri kapsayan aylık bir ücret ödemesi yapılır. Eğer şirket büyük bir IT departmanına ve ürünlerine sahip ise, bakım-maliyet gibi yüksek ücretler ödemek yerine verilerini bulut bilişime aktararak tasarruf etme yoluna gidebilir.

Sonuç olarak bulut bilişim ile önemli bir değişimin daha başındayken, şuanda bile işletmelerin nasıl etkilendiği fark ediliyor. Bulut bilişimin getirdiği değişimlere ayak uydurmayı başaran işletmeler önümüzdeki 20 yıl içerisinde kazananlar takımında yükselirken diğer işletmelerin de kendilerini kaybedenler takımında bulması kaçınılmaz olacaktır.


image
 
Capture3
 


Kaynaklar:
Çiğdem TANKER
Eğitim ve Dokümantasyon Uzmanı